Bir önceki yazıda kısaca isteklerimizin ardındaki ihtiyaçlarımızı ifade etmenin etkisine değinmiştik. Peki ihtiyaçlarımızı fark etme noktasında yararlanabileceğimiz bir kaynak var mı sorusu üzerine Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisini araştırmaya başladığımdan bahsetmiştim.

Bir çoğumuz Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşini okul yıllarımızdan hatırlarız. Teori temelde, insanların bir piramit üzerinde gösterilen 5 hiyerarşik ihtiyacı ve bu ihtiyaçlardan yola çıkarak da nasıl motive olduğunu açıklar. Kişinin daha temel ihtiyaçların karşılanmadığı durumda, kişinin öncelikle bu ihtiyacını karşılamak için motive olacağını, yani bunun için harekete geçeceğini, daha alt hiyerarşideki ihtiyaçlar karşılandıkça daha üst gruptaki ihtiyaçları karşılamak için motivasyona sahip olacağını vurgular.

Başta 5’lik gruplanmış olan ihtiyaçlar, daha sonra yine Maslow tarafından genişletilerek 8’li hale getirilmiştir. İlk 4 ihtiyacı daha temel ihtiyaçlar olarak tanımlayan Maslow, bunlara “hayatla başa çıkma ihtiyaçları” demişken; ikinci 4 ihtiyacı ise “büyüme ihtiyaçları” ya da “olma hali ihtiyaçları” olarak tanımlamıştır.

Peki nedir bu 8 ihtiyaç grubu kabaca bakarsak:

Temel İhtiyaçlar – Hayatla Başa Çıkma İhtiyaçları (Deficiency – Coping Needs):

1.      Fizyolojik İhtiyaçlar: Nefes almak, yemek yemek, su içmek, ısınma, uyku ve cinsellik olarak tanımlanmıştır. Denize suyun altına battı ya da batırıldı isek hepimiz bir an önce su yüzüne çıkmak ve nefes almak isteriz. Aç olan bir insan hayatta kalabilmek için, ikinci maddede yer alan “güvenlik ihtiyacını” bile arka plana atarak yemek arayışına girebilir.

2.      Güvenlik İhtiyaçları: Güvenlik ihtiyacı fiziksel bir tehlikenin olmamasını kapsayabildiği gibi, duygusal olarak da güvende olma ihtiyacına denk gelebilir. Örneğin bir kişi istemediği, mutlu olmadığı halde sadece her ay düzenli maaş almanın getirdiği güven ihtiyacı ile bir işte çalışmaya devam edebilir. Ya da kişi, aslında çok da mutlu olmadığı bir ilişkinin içinde, ilişkinin ona verdiği bilinirlik, tanıdıklık, ne olacağını öngörebilmenin getirdiği güven duygusu ile yaşamayı seçebilir. Eğer güven ihtiyacı karşılanmıyorsa, örneğin maddi kaygılarla, kişide stres ve kaygı baş göstermeye başlar.

3.      Sevgi ve Bağlılık İhtiyacı: İnsan sosyal bir varlıktır ve başka kişiler ile bağ, ilişki kurma ihtiyacı vardır. Aile, arkadaşlar, sevgili ya da eşle kurulan ilişkilerdeki tatmin bu ihtiyacın ne kadar karşılandığını belirler.

4.      Saygı/Takdir İhtiyacı: Burada kişinin hem başkaları tarafından nasıl algılandığı hem de kendisini nasıl algıladığı devreye girer. Bazı kişiler için başkaları tarafından nasıl algılandığı çok daha önemli olur, bu nedenle de kişi kedisini başkasının gözünde iyi, saygın gösterecek hareketlere karşı motivasyon hisseder. Buradaki kritik nokta, başkalarının bizim üzerimizdeki algılarını kontrol etme şansımız olmadığı için kendi kendimiz ile ilgili algımız, düşüncelerimize odaklanmak ve bu anlamdaki iç sorgulamalar sonrası kendi “öz saygı” ihtiyacımızı karşılamak daha kalıcı olarak bu ihtiyacı karşılamamızı sağlayabilir.

Büyüme – Olma Hali İhtiyaçları (Growth – Being Needs):

5.      Bilişsel İhtiyaçlar: Hayatı, olanları, kendini anlama ihtiyacı, bilgi edime ihtiyacı, kişisel farkındalık, anlam bulma ihtiyacı bu ihtiyacın karşılığıdır.

6.      Estetik İhtiyaçlar: Estetiğe karşı yönelme ve takdir ihtiyacı olarak ifade edilen bu ihtiyaç bazı kişilerin doğaya yönelmeleri ve orada estetiği bulmaları, bazılarının ise sanatın farklı şekilleri ile bu ihtiyaçlarını karşılamalarına bir yol bulmaları karşılanır.

7.      Kendini Gerçekleme İhtiyacı: Aslında koçluk sırasında çokça çalışılan konulardan biri de budur. Kişinin kendi potansiyeli, hayat amacı, istekleri neyse bunu fark etmesi ve bunu gerçeklemek üzerine hayata geçirilebilir aksiyonlar alması. Kişilerin hayata geliş amaçları, onlara heyecan, coşku, enerji veren yaptıkları şeyler bu ihtiyacı karşılamaya örnektir.

8.      Ulvi İhtiyaçlar: Bu ihtiyaçları karşılama motivasyonları olan kişiler kişisel ihtiyaçlarının ötesinde başkalarının ihtiyaçları ile ilgilenirler. Onlar başkalarına yardımcı olmanın, onların kendilerini gerçeklemelerine destek olmanın aynı zamanda kendilerine de ciddi bir doyum vermesi duygusunu yaşarlar.

Bu arada Maslow’un İhtiyaç Hiyerarşisi ile ilgili bildiklerime ek olarak öğrendiğim şu temel noktaları da benim için bahsedilenleri daha dikkate alınır bir hale getirdi:

§ İnsanlar ihtiyaç hiyerarşisine göre motive olurlar – Bunu biliyordum.

§ Daha temel ihtiyaçların az ya da çok karşılanması ile daha üst sınıftaki ihtiyaçlar için motive olunabilir – Buradaki az ya da çok tanımına dikkatinizi çekmek isterim.

§ İhtiyaçların sıralaması kati değildir, Dış etkenlere ve bireysel farklılıklara göre değişiklik gösterebilir – Yine bir hiyerarşi varsa da bunun değişken olması teoriyi daha gerçekçi kılıyor.

§ Bir çok davranış birden çok ihtiyacın aynı anda tetiklemesi ile ortaya çıkar.

 

Tüm bunları okuduktan sonra ihtiyaç hiyerarşisi ile ilgili birçok soru kafama üşüştü:

·        Karı koca, ya da kardeşler gibi benzer şartlarda yaşanan insanlardan biri daha fazla güvenlik ihtiyacı seviyesinde kalabilirken (napıcaz, işler böyle giderse çocuğu seneye başka okula almak zorundayız), diğeri daha kendini gerçekleme ya da ulvi ihtiyaçlar seviyesini doyurmaya çalışabiliyor (ben insanlar için iyi bir niyetle, onlara faydalı olacak bir şey yapıyorum, para zaten bir şekilde gelir) gibi. Bu da bu iki kişinin çatışmasına sebep oluyor olabilir? Nereden kaynaklanabilir bu farklılık? Kişisel değerlerimizi de doyurmak için hep aksiyon alıyorsak, değerlerimize bu 8 seviye açısından baksak nasıl farklar buluruz?

·        İhtiyaçların sıralamasının katı olmaması, dış çevre ve kişiye göre farklılık gösterebilmesi kısmı hayli ilginç. Bazen sevdiğimiz bir şeye, bazen severek yatığımız işimize kendimizi öyle kaptırırız ki, bırakın zamanın nasıl geçtiğini anlamamayı, normalde acıkmış olmamız gereken zamanda acıkmayız bile. Acaba beynimiz fizyolojik ihtiyacımız o an karşılanmamış olsa bile, başka bir şekilde yaşadığımız “doyum” ile yemek yemişiz gibi bir moda giriyor olabilir mi? Oruç tutma, günler süren meditatif çalışmalar sırasında çok az besine rağmen ayakta kalabilmenin bununla bir bağı olabilir mi?

·        Cinsellik en altta yer alan en temel ihtiyaçlardan biri olarak gösterilmiş; 2. Sıradaki güven ve 3. Sıradaki sevgi ve bağlılığın önüne bile geçerek. Herkes için tabi ki farklıdır; bununla birlikte bu genellemeyi daha çok erkekler için yapmak, kadın için ise asgaride 2. Ve 3. aşamayı yaşayamadığı bir ilişkide cinsellik için motive olmasının daha az olasılık olduğunu söylemek mümkün mu?

·        Yeni annelik/ babalık döneminde çiftlerin ilişkilerinde yaşadıkları değişim dönemini yönetme sırasında zorluklar olabildiğini görüyoruz. Benim biraz önceki örneğimde olduğu gibi uykusuzluk, iş-özel yaşam dengesini kurma çabası, fiziksel yorgunluk dolayısı ile zaman zaman daha en alttaki ihtiyacını karşılamakta sıkıntı yaşayan anneye karşı; toplumsal görev dağılımlarında genelde uyku, yemek gibi temel ihtiyaçları karşılayan babanın cinsel olarak tatmin olma ihtiyacının bir önceki maddeye göre yüksek ihtimal ile karşılanmaması ve bir de 2. Maddede deki güvenlik ihtiyacında yer alan “tanınabilirdik, tahmin edilebilirlik” ihtiyacını sarsacak şekilde “benim evlendiğim kadın değil sanki bebekle birlikte başka bir kadın doğdu” dedirtecek kadar duygusal ve fiziksel olarak değişmiş karısı dolayısı ile güvensizlik yaşayan erkeğin yaşadıkları bu çatışmalar için temel zeminleri hazırlıyor olabilir mi?

·        Tüm bu davranışlarımızı motive eden ihtiyaçlarımızın yanında bir de içgüdülerimiz var. Örneğin “annelik içgüdüsü”. Bazı davranışları birçok ihtiyacın aynı anda tetikliyor olması kavramı “içgüdü” denen kavramı açıklamak için bir baz olabilir mi?

·        Annelik iç güdüsü ile çocuğunun her bir ihtiyacını karşılamaya çalışan annenin, “çocuğum şundan da eksik kalmasın” güdüsü ile onun her şart ve durumda ilgilenmeye çalışırken, bir yandan da toplumsal baskılar (4. İhtiyaç saygı ve takdir) ya da ”aman evliliğimde sıkıntı olmasın” (2. İhtiyaç güven) motivasyonu ile eşi ile ilgilenirken, bir yandan işte beklentileri karşılamaya (4. İhtiyaç saygı ve takdir) çalışırken, kendi ihtiyaçlarını fark etmeyip, bir an olsun durup, nefes alıp “ben nasılım, benim ihtiyaçlarımın durumu ne” demeyip tükenmesi ne kadar sık yaşanıyordur?

·        Yaptığımız grup koçluklarında çalışan annelerden sıkça duyduğumuz “işte kendimi iyi hissediyorum, sosyalleşiyorum, maddi olarak çocuğumun geleceği için katkı sağlıyorum, öğreniyorum, kendimi geliştiriyorum” cümleleri, Maslow’un bu ihtiyaçlarından yola çıkarsak kadının birçok fiziksel ve duygusal ihtiyacını karşılaması, dolayısı ile daha doyumlu olmasına hizmet ediyor olabilir mi?

Ve bunun gibi tonla soru. Ne dersiniz? Sizin aklınıza hangi soruları ve bu sorulara hangi cevapları getirdi Maslow’un Piramidi? İhtiyaçlarınızın ne kadar farkındasınız ve ne kadar ifade ediyorsunuz?

Sevgilerimle.