Mine ile Wis-Mom programı için çalışmaya başladığımızdan beri, program modüllerini çalışırken yaptığımız derin sohbetli çalışmalarda, Şebnem olarak benim de en çok yararlandığım nokta “istekler ardındaki ihtiyaçları” fark edebilmeyi bilinçli olarak yapmayı öğrenmek, denemeye başlamak oldu.

İlişki sistemleri içinde her bireyin farklı istekleri olabiliyor. Çoğu zaman bu istekleri ardındaki fiziksel ya da duygusal ihtiyacı fark edemeden duyduğumuzda “bu da nereden çıktı şimdi” diyebiliyoruz. Oysa karşı taraf isteğinin ardındaki ihtiyacını ifade ettiğinde, ya da biz onun isteğinin ardındaki ihtiyacı duymaya çalıştığımızda, hem kendi ihtiyacımız ile de bağlantı kurup direk hem de onun isteğini karşılamasak da ikimizin de ihtiyacını karşılayacak bir yol bulmak için konuşabiliyoruz. Buna da co-creation, “birlikte yaratma” deniyor.

Yaptığımız grup koçluklarında sıkça verdiğim bir örnek var buna dair. Bir süre önce kendimi eşimle sürekli şu anda 2 yaşında olan oğlumuzla ilgili şöyle bir diyaloğun içinde buluyordum:

Ben: “Tatlım Ali ile bir ilgilensen, ben yemeğimi yiyeyim”

Eşim “Niye ki, çocuk duruyor zaten”

Ben: “Şu an duruyor; ama 2 dakika sonra anne, anne diye peşime düşecek, ya da başını gözünü bir yere çarpacak, ne var sanki 10 dakika oynasan?“

Bu şekilde uzayıp gidiyordu konuşma. Çoğu zaman hem Ali’nin eteğimden çekiştirmesi, 8 yaşında kızımın arada bir şeyler soruşu ve karnımı doyurmak için yiyecekleri ağzıma tıkarken.

Sonra dedim ki, Şebnem bir ilişki koçu, koç ile çalışıyor olsaydın nasıl bir konuşma geçerdi aranızda? (koçluk yapmak bende bazen böyle hayali konuşmalar yapmaya da neden olabiliyor)

Ben: “İşte böyle, gerçekten hem üzülüyor, hem de çocukların sorumluluklarını yeteri kadar paylaşmadığını düşündüğüm için kızıyorum eşime”

Koç: “Peki Şebnem eşine yönelttiğin bu isteğinin ardında nasıl bir ihtiyacın var?”

Ben: “Fiziksel mi duygusal mı?”

Koç: “Her ikisi de olabilir, neler geliyor aklına?”

Ben: “Ali’nin geceleri çok sık uyanması dolayısı ile çok yorgunum. Bir yandan iş, bir yandan Ali, bir yandan Eda, bazen yemek yemeğe bile zaman bulamıyorum. Konuştukça fark ediyorum ki, aslında Ali’nin eteğimden çekmediği, onun güvende olduğunu bildiğim, birinin bir sorusuna cevap vermek zorunda kalmadığım bir 10 dakika sakince yemek yiyebilmeye, kendime bu zamanı ayırmaya ihtiyaç duyuyorum”

Koç: “Fark ettiğin bu ihtiyacını eşinle paylaşmak ister misin”

Paylaştım. Ve inanın gerçekten aldığım tepki farklı oldu. Çünkü onu şöyle böyle yapması için yönlendirmek ya da yapmıyor diye yargılamak yerine, kendi ihtiyacımı paylaşıyor olmam, eşimin belki o anlarda Ali ile benim hayalimdeki gibi oynamasa da kendi istediği şekilde zaman geçirmesini, o anlarda benim ihtiyacımı karşılayacak şekilde, Ali’nin tam sorumluluğunu almasını sağladı.

Hepimizin birçok isteğimizin ardında aslında farkında olduğumuz ya da olmadığımız birçok duygusal ihtiyaçlarımız var. Kadınlar, anneler ile yaptığımız grup koçluğu çalışmalarında hem ilişkide oldukları kişilerin yerlerine kendilerini koyarak böyle bir empati ile onlara bakabilmelerini; hem de kendi birçok kimliklerini masaya yatırarak kendilerinin farklı kimliklerinin nasıl istekleri ve karşılanmış, karşılanmamış nasıl ihtiyaçları var fark ettirmeye ve bu ihtiyaçlar açısından bir öncelik sırası ve ilk adımları planlamaları üzerine çalışıyoruz. Bu konuda daha fazla bilgi edinmek, okumak isteyenlere Marshall B. Rosenberg’in “Şiddetsiz İletişim” kitabını şiddetle tavsiye ederim.

Bu çalışmalarda isteklerin ardındaki ihtiyaçları fark etmeyi kolaylaştırmak için bir araç kullanabilir miyiz üzerine kafa yorarken, aklıma Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi (ya da bilindik adı ile Piramidi) düştü. Acaba bu perspektiften bakarsak konuya ilişkilerimize, ya da kendi içimizdeki farklı kimliklerimizin dengesi farklı bir bakış açısı yakalayabilir miyiz heyecanı ile araştırmaya başladım. Maslow’un İhtiyaç Hiyerarşisinden kendi ihtiyaçlarımızı ve ilişkide olduğumuz kişilerin ihtiyaçlarını fark etme yararlanabilir miyiz, bunu da bir sonraki yazıda paylaşmaya çalışacağım.

İhtiyaçlarımızı fark ve ifade etiğimiz günler dileği ile…